Geldi Tire Köfte


Yazılarımın sonuna #tiremizpekgüzel etiketi koyduğuma belki dikkat etmişsinizdir. Bu Tire’de sıklıkla duyabileceğiniz bir cümledir. Tire’miz pek güzel… Gerçi Tire’den nasıl koşa koşa kaçıp, nasıl aynı şekilde geri geldiğim bir hikaye de var hayatımda. Ben de geri döndükten sonra sık sık söylemeye başladım: Tire’miz pek güzel.


Tireliler, Tire’den bahsederken çok ilginç bir his içerisine girerler. Sevgi, sahiplenme, paylaşma ve yüzdeki gülümsemede gizli olan gurur.


Tire demezler dikkat ederseniz, Tire’miz derler. Bir sorundan bahsederken de bu böyledir: “Tire’miz bu sene çok sıcak, domatesler yanmasa bari” gibi ama bu konuları genelde kendi aramızda konuşuruz.


Dışardan geldiği belli insanlara da başlarız Tire’mizi övmeye. “Tire’miz hööle güzee, Tire’miz bööle güzee”, “Tire’mizin o’su meşhur şu’su meşhur”.


Pazarı, cevizi, kestanesi, karadutu, dokuması, yağı, sütü, peyniri, tostu meşhur derken konu illa ki köfteye de gelir. Zaten Türkiye’de hiçbir şehir yoktur ki köftesi meşhur olmasın (!)


Şekil 1 : E) Sushi


Hepsini teker teker anlatacağım. Tire’mizi Türkiye’nin San Sebastian’ı yapıncaya kadar anlatacağım. Yakın arkadaşlarım zaten mottomu bilirler.


Tire köfte aslında biraz “Ya hep, ya hiç” tarzı bir köfte. Bir köfte ki, içinde hiç soğan, baharat vs yok. Sadece tuz ile çekilmiş dana eti. Bu sebeple bazı insanlarla tartışmak zorunda kaldım. “Et bozuk” diyeni mi ararsın, “Bu oğlak eti” diyeni mi.


İşin aslı şu şekilde; bir gün önceden kasabımızı arayıp şiş köftelik kıyma söylüyoruz. O dana etini akşamdan tuz ile çekip kıyma yapıyor. Sabah kasabımıza gittiğimizde o kıymayı tekrar çekiyor ve kıymamızı alıp çıkıyoruz.


Söylemeyi unuttum Tire köfte yapabilmek için şişlere ihtiyacınız olacak.


Kıymayı şişlere sarıyoruz ve mangalın üzerine koyuyoruz. Köfteler ağlamaya başlayınca, dört köşe kesite sahip şişleri bir tur sağa ya da sola çeviriyoruz. Bunu ardı ardına dört defa tekrarlayarak, köftenin her tarafının homojen bir şekilde pişmesini sağlıyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta, köfteye kabuk bağlatmamak. Köfteyi çok fazla pişirmiyoruz çünkü pişirmeye bakır tavada tereyağı ile soteleyerek devam edeceğiz.


Bu aşamada Tire’mizde farklılıklar görülebiliyor.
Kimileri tereyağı ile soteledikleri köftelerin üzerine ayrı bir tavada hazırladığı domates sosunu döküyor. Çok da bir sos gibi değil, domatesleri şöyle bir çevirip köftelerin üzerine bırakıyor.


Ben ise köfteleri sotelediğim tavaya biraz kıyılmış yeşil biber ve ardından küp domates atıyorum. Hepsi beraberce. Daha az tava = daha yoğun tat. Domatesleri de biraz diri seviyorum. Hele şu an tam zamanı!


Üzerine bir tutam kıyılmış maydanoz, yanına da bir kaşık koyun yoğurdu. Oh! Mis!



Peki, bu köfteyi nerede tadabilirsiniz?
Eğer Tire’de iseniz karşılaştığınız ilk kişiye “Köfteciler nerede?” diye sorduğunuzda sizi zaten hemen bankanın altındaki köftecilerin olduğu tarafa yönlendirir. Gerçi bazı ara sokaklarda da Tire köfte yapan küçük lokantalar var. Ama karnınız Tire köfte yiyemeyecek kadar toksa, herhangi bir kasaba girip Tire köfte alabilirsiniz. Neredeyse bütün kasaplarda yarı pişmiş Tire Köfte bulmak mümkün.


Eğer Tire’de değilseniz ve illa ki Tire köfte yemek isterseniz bir alternatif daha mevcut. Tire’mizin yüz akı Tire Süt Kooperatifi, (ilerleyen günlerde daha detaylı anlatacağım) turuncu renkli, Türkiye genelinde yaygın şubeleri olan bir marketle anlaşmış. İşte o marketlerde yarı pişmiş Tire köfte satıyorlar. Evde bi’ sotelersiniz, oldu bitti!


Ya da GastroTire’ye gelirsiniz, ben bir gün önceden kasabı ararım. Gerisini beraber hallederiz zaten artık az çok biliyorsunuz.

Yorum bırak